ÖGRENYER
ÖĞREN YER, üniversite kütüphanesini yalnızca kitapların ve bilginin depolandığı bir yapı olarak değil, öğrenmenin farklı biçimlerinin bir araya geldiği yaşayan bir mekânsal ekosistem olarak ele alır. Tasarımın merkezinde, yapının farklı katmanlarını birbirine bağlayan ve öğrenmeyi ortak bir deneyime dönüştüren avlu tipolojisi yer alır.
Yapı, üç dereceden mekân fikri üzerinden kurgulanır. Kamusal karşılaşmalardan bireysel çalışmaya, hareketli sosyal alanlardan sessiz okuma odalarına uzanan bu derecelenme, kullanıcının mekân içerisindeki davranışını doğal biçimde yönlendirir. Avlu ise bu sistemin kalbidir; dolaşımın, karşılaşmanın, dinlenmenin ve kolektif öğrenmenin ortak zemini olarak çalışır.

.jpg)

Topografyayla bütünleşen bodrum katları, geleneksel kütüphane anlayışının ötesine geçerek müze ve sergi alanları, arşivler, okuma odaları ve çok işlevli çalışma mekânlarına dönüşür. Gün ışığı, yüzeyden derine doğru tepe ışıklıkları ve kontrollü skylightlar aracılığıyla bu alanlara taşınarak yeraltındaki mekânların kapalı ve karanlık karakterini kırar




ÖĞREN YER, bir yandan avlu, gölge, iç bahçe, revak ve iklimsel geçişler gibi geleneksel mimari öğelerden beslenirken, diğer yandan esnek programlar, çağdaş çalışma biçimleri ve çok işlevli mekânlarla günümüz üniversitesinin ihtiyaçlarına cevap verir.
Gelenek ile modernlik arasında bir ara yüz olarak ÖĞREN YER; bilginin saklandığı değil, karşılaşmalarla üretildiği, paylaşıldığı ve yeniden yorumlandığı bir öğrenme mekânı önerir.



.jpg)

